Tuesday, February 23, 2010

IF Film Festivali 3.film: Crazy Heart


Bad Blake, alkol sorunu ile bol bol sağlık sorunları yaşayan country müzisyeni. Gazeteci Jean ile röportaj yaparak başlıyor hikaye. Jean ile konuşa konuşa Bad Blake sevmeye başlıyoruz. Onun yaptıklarını biz affediyoruz hatta her şeyden önce biz sorunlarından kurtulmasını istiyoruz.


Kaçıranlar için güzel haber. Crazy heart 25 şubatta tekrar gösterimde If film ekibi sayesinde.

3 dalda Oscar adayı!

* Jeff Bridges sevenlerin gitmesi gereken bir film. Zaten En iyi Erkek oyuncu dalında Oscar adayı,

* Maggie Gyllenhaal en iyi yardımcı kadın oyuncu dalında aday,

* Best Achievement in Music Oscar adaylığı var.


















Friday, February 19, 2010

IF Film Festivali 2.film: Away We Go




Uzun zamandan beri güzel vakit geçiremiyordum. Uğur Mumcu Anma Gecesinin ardından “Away to IF Filmi”.
Herkes kurulu bir düzen kurmak ister ve özellikle yanlarında güvenebileceği dostlar ister. Burt ve Verona çifti ve yakın zamanda doğacak bebekleri ile birlikte başka hayatlara misafir olduk, yollara düştük. Evlenme planları yapmalarına gerek yoktur, Verona'ya mantıklı gelmemektedir; çünkü zaten birbirlerini çok seviyorlardır.
Filmin biraz ağır gitmesi benim yorgunluğum ve kendimi film izlerken uyuya kalmaya alıştırmamdan dolayı sonlara doğru zorlandım ama iyi ki bu filme bilet almışım. Kaçıranlar üzülsün.
Away we go (directed bySam Mendes and starring John Krasinski and Maya Rudolph)
























Vurulduk ey halkım unutma bizi!



Uğur'lar olsun Uğur'lar olsun
Hüzünlü bulutlar yoldaşın olsun
Bir keskin kalem, bir kırık gözlük
Yürekli yiğitlere hatıran olsun




Gazeteci yazar Uğur Mumcu ölümünün 17.yıldönümünü andık. Hava koşulları nedeniyle ertelenen Uğur Mumcu'yu anma gecesi CKM’de iki gün önce gerçekleşti. Salon bizleri mutlu edecek kadar doluydu.

O kadar güzel denk geldi ki. Arkadaşımla gideceğim filme işi nedeniyle gelemesi sayesinde teyzemi arayarak programını sordum. Böyle bir program olduğunu ya da birlikte yemek yiyebileceğimiz ilgili planlar yaparken; bu anma gecesine gitmekten daha güzel bir program yapamayacağımız kesindi.


Tesadüfen en güzel yere oturduk yanımızda Kadıköy belediye başkanı Selami Öztürk, gazeteci eski milletvekilleri Uluç Gürkan. Anna gecesiyle ilgili yorum yapılmasına gerek yoktur. Herkesin gözleri doluydu. Hepimiz kızgın ve buruktuk.
Maalesef Melike Demirağ’ın konserini yarıda keserek, 22.00baslayacak filmime yetişmek için 21.55 salondan ayrılmak zorunda kaldım.




Thursday, February 18, 2010

On Monday Mornings




Çok sevdiğim dostum sayesinde güzel keyifli pazartesi günü geçirdim. İnsan içine çıkabildim:p Ne çok şeyi bir arada yaptım o gün. iyi ki varsın ve iyi ki benim dostumsun....
Devamı gelecektir ben bir kere alıştım:) dediğim gibi alıştım bir kere sana yapışırım.
Seni çooook seviyorum aysenim.
bu fotoğrafı (Budapeşte) ben çektim:) üstteki sürrealist:p fotoğrafına da bayılıyorum. Pınarımın dediği gibi bir kanepe eksik kalmış

Wednesday, February 17, 2010

Overcome Your Fear of Public Speaking and Performing




Berdacığımızdan dün gelen mail üstüme alınarak burada yayınlıyorum. Benim böyle bir korkum var mı yok mu bilmiyorum ama mülakatlarda, toplum içinde ya da büyük sunumlarda inanılmaz heyecanlanıp hızlı konuşmaya başlıyorum ve rezil oluyorum. Böyle bir kitabı benim okumam faydalı olacaktır. Galiba benim böyle bir sorunum var:(
Bu arada gizemimden de bütün proje sunumlarının onun üzerine yapıştırdığımı anlatan bir yazı istiyorum. Gizemciğimin öyle bir korkusu olduğunu hiç düşünmüyorum zaten mesleğini de ona göre seçti.

Arkadaşlar google books'ta içi görünebilen "Overcome Your Fear of Public Speaking and Performing" diye bir kitap var aşağıdaki adreste...
Benim böyle bir korkum yok diyebilecek varsa aranızda helal olsun kartı göndericem. Genellikle kişisel gelişim kitabının kötüsünden anlayan biri olarak söliyim çok iyi bir kitap...Sayfa 62den başlayabilirsiniz nitekim sınırlı önizleme sorunu var.

Bütün uğraşım aramızdan iyi konuşmacılar çıkması içindir:bHerkese selamlar...Berda

Monday, February 15, 2010

14 Şubat'ın Diğer Günlerden Önemi

Sevgililer Gününün benim için anlam ve önemi yok; çünkü ne olduğunu bilmiyorum, kim söyledi kutlayın diye onu da bilmiyorum ve kimin icadı onu hiç bilmiyorum. Aç interneti oku diyeceksiniz ama merak etmiyorum. Kim kutluyorsa kutlasın benim ilgimi ve dikkatimi şu 26 yıldır çekemedi. Çekebileceğini de düşünmüyorum...


Herkesin kutladığı bir gün ne kadar önemli olabilir ki!!!

Şahmeran Efsanesi



Yılanlar hala Şahmeran’ın öldüğünü bilmiyorlarmış, öğrendikleri gün Tarsus yılanlar basacağı söylenmektedir.
Bu haftasonu gerçekleştirmiş olduğumuz Adana-Tarsus-Mersin gezimizde en çok ilgimi Şahmeran Efsanesi çekti. Yıllardan beri anlatılan efsane dilden dile farklılaşarak çoğalıyor. Benim dikkatimi çeken efsana;


Vaktiyle, binlerce yılanın yaşadığı bir mağaraya yanlışlıkla giren bir adam, yılanlar tarafından padişahları Şahmeran’a götürülür. Şahmeran adama canını bağışlayacağını ancak kendisini misafir etmek zorunda olduğunu söyler. Yerini bilen birini serbest bırakarak kendi hayatını tehlikeye atmak istememektedir.


Şahmeran ona çok iyi davranır. Adam bir dediği iki edilmeden bütün ihtiyaçları sağlanarak yaşamakta, günlerinin büyük bölümünü Şahmeran’la sohbet ederek geçirmektedir. Ne kadar rahat da olsa, gerçek dünyadan uzak bir mağarada süren bu hayattan sıkılan adam, bir gün yeryüzüne dönmek için Şahmeran’dan izin ister.


Şahmeran adama güveninin tam olduğunu, yerini kimseye söylemeyeceğine inandığını belirterek gitmesine izin verir. Ancak kendisini gördüğü için vücudunun pul pul olacağını, bu yüzden vücudunu kimseye göstermemesi gerektiğini de tembih eder.


Yeryüzünde normal hayatına dönen adam, Şahmeran’ı gördüğünü hiç kimseye söylemez. Bu arada padişahın kızı hasta olmuş, tedavisi için bütün ülke seferber edilmiştir. Kızın iyileşmesini en çok isteyenlerden biri de vezirdir. Gerçek amacı kızla evlenip, oğlu olmayan padişahın yerine ülke yönetimini ele geçirmek olan vezir, bütün büyücüleri toplayarak, bu hastalığa çare bulmalarını ister. Büyücülerden birisi, Şahmeran’ın bulunup öldürülmesi ve vücudundan alınacak bazı parçaların kaynatılıp içirilmesi durumunda kızın iyi olacağını söyler. Şahmeran’ı bulabilmek için de vücudu pullu kişilerin aranması gerektiğini ekler. Vezir ülkedeki herkesi zorunlu olarak hamama götürüp soydurarak, Şahmeran’ı gören kişiyi bulur.


Adam, Şahmeran’ı öldüreceğini vaat ederek mağaraya gider. Şahmeran’a bütün gerçekleri anlattıktan sonra, ne yapması gerektiğini sorar. Şahmeran: “Ölümümün senin elinden olacağını zaten biliyordum” diyerek kendisini öldürmesini, ancak bunun gizli tutulmasını ister. Çünkü öldüğü duyulursa, dünyadaki bütün yılanlar, insanlardan öç almaya kalkacaklardır.
Daha sonra: “Kuyruğumun suyunu kaynat ve vezire içir ki; kısa zamanda ölsün. Gövdemin suyunu kaynat ve kıza içir ki; iyileşsin. Kafamın suyunu kaynat ve iç ki; Lokman Hekim olasın” diye ekler. Adam biraz da buruk bir şekilde bunları dinler. Şahmeran yılanlara, adamın misafiri olarak gideceğini, çok uzun yıllar dönmeyeceğini, kendisini merak etmemelerini söyler ve yeryüzüne çıkarlar. Adam Şahmeran’m dediklerini yapar. Vezir ölür, kız iyileşir, kendisi de Lokman Hekim olur…




KAYNAK: Yrd.Doç.Dr. Refıye Şenesen

Alexander McQueen Anısına


McQueen&Björk



McQueen&Sarah Jessica Parker



Friday, February 12, 2010

IF Film Festivali 1.film: An Education




Sabırsızlık ile beklediğim IF film festivali başlamış bulunmaktadır ve ben de dün itibariyle açılışı yaptım. Belirttiğim gibi “An Education” filminin galasına gittim.
Sevgili kardeşim biletlerin satışa çıktığı gün saat 09:00 da film biletlerini alınca salonun en güzel yeri ağırlık merkezinde yerimizi aldık. Diğer filmlerde de öyle olduğunu umut ediyorum. Yine de söylemeden edemeyeceğim koltuklar çok rahatsızdı, başlarda hiç alışamadık koltukla birbirimize sonra film beni alıp başka alemlere sürükledi. Her zaman söylüyorum iyi ki böyle güzel filmler var. Ben kendimi kaybediyorum, filmin içine giriyorum.


Annemin bu filmi izlemesini istedim, ne demek istediğimi annemi tanıyanlar ve filmi izleyenler anlayacaktır.
Dünyayı keşfetmeye hazır 16 yaşında Jenny oyunculuğu ile bizi bizden aldı. 1960larda geçen film Paris sahnesiyle, özgürlük ve kendini ifade etme anlayışıyla ve mükemmel kıyafetlerle izleyici kitleleri mutlu ettiğini düşünüyorum.


“Eğer üniversiteye kapağı atarsam, ne istersem onu okuyacağım ve sadece siyah giyeceğim.”

Thursday, February 11, 2010

Hesi Hediyelerini Kazanma Şansı

Hesi'nin çekilişine katılamamak için bir neden bulamıyorum;



Öyle ya da böyle bu clutch’lardan bir tanesini alacağım. Hesi ile de mesajlaşmışlığımız vardır ve kendisi dünya şekeri, hemen ilgilendi.

My chance of winning the gift....

Spastic Colon

Güzel haberi almadan önce bu yazıyı yazmak istemedim. Cumartesi sabahı Ankara'ya varır varmaz soluğu hastanede aldık. Kendi kendime psiko-terapi yapmaya başladım. Panik yok hastanelere alışkınım, korkacak bir şey yok aile mesleği... Kardeşim bir süredir bağırsakları ile ilgili sorunları vardı. Annemin ültimatomu ile kolonoskopi yapılacaktı. Ben rahatım yanımda ezgim var zaten dedikodular aldı başını gidiyor. Kardeşimin işleminin bitip uyanmasını bekliyoruz. O sırada annem çıktı odadan, gel bak kardeşine dedi. Hala işlem bitmedi, dedim olmaz kötü bi pozisyonda falandır, zaten utangaç bir insan. Bir şey yok diyerek beni odaya aldı.
Özge’nin başında 6-7 hemşire doktor grubu.Tepede kocaman bir ekran. Kafasını biri tutuyor. Başladım ağlamaya "kardeşim bunu yaptığınızı biliyor mu???hissediyor mu...hüngüüürrrr...
- Genel anestezi bilinci yerinde değil, merak etme.
Ben bir kere başladım ağlamaya. Neyse ezgi mezgi derken bir şekilde sakinleştim ama gözler şişti. Annem dedi Özge birazdan uyanacak seni yanı başında görsün. başında beklerken ilk dediği cümle "tuvalete gidicemmm” diye bağırmaya çalışıyor.sonra beni gördü "spastik misin niye ağladın?"

Kardeşime spastik kolon tanısı kondu. Hastalıkla ilgili çok bilgim yok, bağırsak fonksiyonlarını yerine getiremiyor,adı üstünde bağırsak spastik. İlaclar milaçlar, özel mamalar diyet falan filan verildi ama en önemlisi stres yapmayacak. Zaten haftasonu evde yatarak geçirdiğimiz için bol bol internetten araştırdı. Teyzem kızdı, bir an önce hastalığı atlatması gerekiyor, eğer üzerine yapışırsa yani kronikleşirse kötüymüş. En önemli nedeni de stres. Özgeyim o halde gördükten sonra dedim insan ne yaparsa kendine yapıyor. Hiç bir şeyi dert ermeye gerek yok. Stresli bir işten daha büyük stresli bir işe geçti. Hayatında yeni kavramlar oluşuyor. Hatayı kaldırabilecek bir iş yapmıyor. Ben hata yapsam nolur,hiç 2-3 saat mesaiye kalır düzeltirim. Maalesef kardeşim için öyle bir durum söz konusu değil. Zaten işten çıktıktan ertesi günü başladı çalışmaya, insan bir gün bile olsa ara verir, ki kardeşim tatili çok sever. Gerçi kim sevmez tatili:) Yaptığı stresler yüzünden düğümlemiş resmen bağırsağı.
Neyse cumartesiden beri ailecek beklemedeydik...ha oldu ha olacak. Dün artık annem sabahın köründe özgeyi kaldırmış uyan kalk biraz dolan evde kahvaltı yap. Normalde benimde yaptığım gibi uyanıp apar topar hazırlanıp evden çıkarım, işte bir şeyler atıştırırdım.
Özge için o sıradan olan olur ve ...güzel haber aileye yayılır. Nazar değmesin daha devamını da bekliyoruz. Kendisi hu hastalıkla ilgili çok şey biliyor,ne yapılması gerekir ne yapılmalı danışmak isteyenleri kardeşimle bağlantıya geçirebilirim.
Siz siz olun hiç bir şekilde kendinizi üzmeyin. 26yillik hayatımda insan kendine kötü davrandığı zaman hastalıklar patır patır dökülüyor. Ezgiciğimden de bu konu hakkında yazı istiyorum.

Her gün güzel uyanmak umuduyla...

Bugün IF film Festivali başlangıç günü ve benim de biletim hazır. An Education filminin Galasına gidiyorum ... Yarın film hakkında bilgilendirme yapacağım.



Etkinlik Yeri: AFM Fitaş Beyoğlu
Etkinlik Adı: Aşk Dersi / An Education GALA
Etkinlik Tarihi: 11 Şubat 2010 Perşembe

Wednesday, February 10, 2010

Use Your Eyes



Yahudi atasözü derki;

- What you don't see with your eyes, don't invent with your mouth.

Tuesday, February 9, 2010

I Wish



Uzun zamandır evime wishboard istiyordum. IKEAdan gerekli ıvır zıvırı aldım ama bunları birleştirip duvarıma asmam lazım. Bunu için çok üşeniyorum. Öncelikle bez çakmam lazım tahtaya ve sonra duvarı delmem lazım...sonra wishlist hazırlayacağım, yuhhh! En sevgili kardeşim benden daha çok çekip çeviriyor evimi.

Monday, February 8, 2010

Muz Sesleri, Ece Temelkuran


Haritaların tam ortasında duran Lübnan'ı öykünün merkezine alıyor;

Ece Temelkuran çok severim. Köşe yazılarını deli gibi takip ederdim, duruşunu beğendiğim bir gazeteci. Bu aralar iş güç derken hayatı bir süreliğine durdurmuşum. Ayrıca Ece Temelkuran yaşam tarzını da severim.



Bu kitap alınıp okunacak, bir de imzalatabilirsem yemede yanında yat. Ayrıca bir gün bunaldığım bir zamanda Ece Temelkuran’ bir mail atmıştım, cevap gelmedi ama ben yine de bir iletişime geçmişimdir. Bulursam yazdığım mektubu yayınlarım...


Oxford, paris, beyrut üçgeninde bir aşk ve savaş romanı!
Hep bir iç savaştır aşk! Bir neden arar kendine...

Bu kışın en eğlenceli 10 barı

Ankara’dan yeni geldim ama kardeşimin hastalık durumundan dolayı gidemediğim ama gitmek istediğim bir mekan: Hok’s (Hürriyet’te en iyiler listesini yerini bulmuş)

En kısa zamanda Ankara’ya tekrar gidilir ve burayı ziyaret edilir. İstanbul’daki yerler ne oldu diyeceksiniz. Yavaş yavaş yeni yerler keşfetme zamanım geldi galiba. Üstümden kış rehavetini atmaya başlamam lazım gün bugündür...

Hatta bu liste tamamlanacaktır ve buradan da herkese rapor verilecektir.

Bu listeyi benimle birlikte bitirmek isteyenler=) veri velcam



HOK’S
Haftasonu sabaha kadar
Ankara İran Caddesi’ndeki Hok’s sadece altısı ayakta kalan Eski Mebus Evleri’nden birinde hizmet veriyor. Alt katı kafe-bar, üst katı restoran olarak kullanılıyor. Ahşap ve taş ağırlıklı mimarisi göze çarpıyor. Cuma ve cumartesi geceleri DJ, güncel yabancı ve Türkçe parçalar çalıyor. Ayda bir kere Türkçe müzik gecesi düzenleniyor. Mohito ve Long Island kokteylleri rağbet görüyor. Kablosuz internet bağlantısıyla uzun saatler vakit geçirilmesini sağlıyor. Hafta içi 12.00-01.00 saatleri arasında açık. Cuma-cumartesi bu süre 3.30’a kadar uzuyor. Pazar günleriyse kapalı. Tel: (312) 428 82 82

Tuesday, February 2, 2010

My Chances for a Date on Saturday Night

Cumartesi sabahı teyzeme kavuşarak kahvaltıdan önce Bağdat cad. ve sahilde yürüyüş yaptık. Beyaz fırına doğru yolumuzu çevirdik ve önümüze çıkan manzaraya inanamadık. Cennette hissettiriyor. Şu zamana kadar yememiş olduğum değişik ve enfes çikolatalardan aldık. Beyaz fırını tebrik ediyorum. Böyle bir yerin sahibi olma ihtimalim var mı acaba? O sırada kardeşim arabayla önümüzden geçerken bizim yürüyüşümüzü bozarak diğer teyzeme götürdü. O kadar özlemişim ki saatler süren aile ile birlikte kahvaltı keyfi yapmayı. Kendimi durduramadığım,teyzemin hazırladığı kahvaltı sofrası;





Beyaz fırın sayesinde yediğim mükemmel makaronlar;




Bol bol aile saadeti, sonra cümbür cemaat Suadiye’de bir balıkçı, tadı damağımda kalan bazı mezeler... Tekrar yolunu tutuyor olacağım ve detaylı bilgi veriyor olacağım.


Kardeşim sayesinde uzun zaman sonra tiyatroya gidebildim ve çok beğendim. Değişik bir oyun tarzı, oyunun içindeydik;



Akşamında da Zeynep sayesinde misafir olarak Babylon’da Bora Uzer konseri. Çok eğlendirdi, güzel müzik yaptı, çok başarılıydı;
Zeynepcim okur musun bilmiyorum ama teşekkür ediyorum tekrar.

Pazar günü anlatamayacağım çünkü ben de hatırlamıyorum...Yataktaydım hep...

*Sevgililer günü için beyaz fırına uğramanızı tavsiye ediyorum. Gözlerinize inanamayacaksınız!