Monday, November 21, 2011

COINCIDENCES, A TRUE PARADOX

Kış ritüelim olan dizi sezonunu açmış bulunmaktayım. Bu sene favorim Modern Family ve en büyük hayranlarından biriyim. Bu kışı bu diziyle bitiririm. Fazlasına da çok gerek yok. Bunun için bile vakit ayırmak gerekiyor.

Cuma günü Borusan Müzik Evinde konsere gittik. Konser hakkında yorum yapamayacağım ama modern sanatı çok sevmediğimi aslında içinde modern geçen pek çek şeyi beğenmediğimi fark ettim. (Modern Family hariç:))

Bu hafta sonu baya ilginç kişilerle ve vakalarla karşılaştım. Ayhan Sicimoğlu Aralık sonundaki konserine bileti alsak mı daha sonra mı alsak diye konuşurken sorumlu arkadaş bileti sonra alabileceğimizi ama iyi bir yer izleme garantimizin olamayacağını bize bildirdi. Hazır bizde Borusan’dayken bileti iyi bir yerden izleyebilmek için alalım dedik. Parayı ödediğimizde yerlerimizin nerede olduğunu sorunca konserin ayakta olduğunu söyledi. Yorum sizin:)

İstanbul’da Beşiktaş stadyumun oradaki yokuştan trafikte giderken arkadaki bi makam arabası sağa geçilmesi için anons yaptı ama belirtmeden edemeyeceğim sağ taraf geçmek için yer yoktu. Zaten sola dönüş tarafındaydık ve sola döndüğümüzde trafik polisi bizi durdurdu. Kendisi de bizi tam olarak neden durdurduğunun farkında değildi. Bakanın hayatını tehlikeye attınız dedi. Arabayı süren arkadaşımla baya şaşkın bi ifadeyle Bakan mı? Ne Bakan’ı diye sorduğumuzda, bilmiyorum bi Bakan işte cevabını verdi. Gülsek mi ağlasak mı bilemedik. Daha sonra polis bize ceza yazmak istiyor ama ne yazacağını da bilmiyor. Camları filmli diye ceza yazdı, camlar filmli değil neyse yazdı aklına gelen bi kaç ceza. Cezayı imzalamadık doğal olarak çünkü bizi neden durdurduğunu bilmeye bi polisle karşılaşmadık işini de bilmeyen bir polisle karşılaşınca zaten biz de ne yapacağımızı şaşırdık. Makam arabasını Bakan olarak anlaması mı filmli olmayan camlara filmli diye ceza kesmesi mi… Neyse daha fazla yorum yapmayacağım. Ceza gelince zaten trafik mahkemesine başvurulacak.

Annemin köpekli biri tarafından tasmayı açıp şu köpeği senin üzerine saldırım diye biri tarafından tehdit ediliyor. Allahtan cesaretlidir annem. Köpekcağızın ne suçu var, sahiplerini seçme hakları yok:(

Daha sonra başka bi kaç bi şaçma sapan bi şeyler. İnsanlar mı garipleşti, soğuktan hücrelerimiz mi dondu anlamıyorum.

p.s:Dün çok güzel iki film izledim, Tomboy ve Beginners. Güzel film izlemeyi, buna zaman ayırmayı seviyorum.

Sunday, November 13, 2011

SET FIRE TO THE RAIN

Şifremi unuttuğumdan hatta sayfamın hala bıraktığım yerde olmadığını düşünerek heyecanla bilgisayarımı açtım. Bu güzelim benim sayfamı bu kadar yalnız bıraktığım için çok üzüldüm. Okuma yazmayı öğrendiğimden beri hep günlük tutmaya çalıştım ve burası da benim için sanal günlük olmalıydı. Ara ara yalnız bırakacağım ama bu kadar ara vermek benim bünyeme iyi gelmedi galiba.

Nerelerdeyim ne yapıyorum… Çok zaman geçti ama bi yerlerden yakalamam gerekiyor. Şuanda Adele dinliyorum. Set fire to the rain, tavsiye ederim bu aralar takmış durumdayım, nasıl bi ses hayranlık içindeyim.

Bugün ki planım bi kaç saat bebek bakmış olan arkadaşımı arayıp, zamanının nasıl geçtiğini öğrenmek. Adele dinlemeye devam, pazarın keyfini çıkartmak, bi kaç saatliğini çok sevdiğim insanı da alıp iş yerinde verilecek bir kokteyle katılmak (nasıl geçecek merak içindeyim) ve akşamında saat kaç olursa olsun yüzmeye gitmek ve sıcacık buhar banyosuyla birlikte kendime gelerek çok iyi geçmesini istediğim yeni bir haftaya başlamak.

Her gün buralarda görüşmek üzere….
.....
All the things you'd say, they were never true, never true
And the games you play, you would always win, always win

But I set fire to the rain
.......