Tuesday, April 27, 2010

Benim Adım Rachel Corrie

'hayır Afrika'da çocuklar bir bardak su bile bulamazken siz dünyayı böylesine hoyratça kullanamazsınız'

23 yaşında. ABD’li. Barış gönüllüsü, aktivist. Filistinliler onu seviyor. Bazı çocukların duvarlarında Rachel posteri varmış. Eminim Rachel gördükçe yalnız olmadıklarını, birilerinin her şeye rağmen onların yanında olacaklarını hatırlıyorlardır. Bu haksızlığa birileri hayır diyebileceğinin kanıtı Rachel Corrie.
16 Mart 2003 tarihinde Gazze’de Filistinli bir ailenin evinin yıkılmasını önlemek isterken İsrail buldozeri tarafından öldürülmüştür. İlham verici güzel insan.
Yazdıklarını okudukça kendinize kızacaksınız.

Biz 10 yaşında barbie bebeklerimizle oynarken Rachel Corrie 10 yaşında yazdığı yazı ile dünyaya ders veriyor;

“I'm here for other children
I'm here because I care
I'm here because children everywhere are suffering and because forty thousand people die each day from hunger.
I'm here because those people are mostly children.
We have got to understand that the poor are all around us and we are ignoring them.
We have got to understand that these deaths are preventable.
We have got to understand that people in the Third World countries think and care and smile and cry just like us.
We have got to understand that they dream our dreams and we dream theirs.
We have got to understand that they are us. We are them.
My dream is to stop hunger by the year 2000.
My dream is to save the forty thousand people who die each day.
My dream can and will come true if we all look into the future and see the light that shines there.
If we ignore hunger, that light will go out.
If we all help and work together, it will grow and burn free with the potential of tomorrow."




Sunday, April 25, 2010

Salut de Constantinople - Dönüş Yolu

Üç günlük tatilde İstanbul boş olması gerekirken doluydu. Burada yaşayanlar kendilerini kurtarıp başka yerlere, başka yerlerden insanlar İstanbul hayatına akın etmişlerdi.

Bugün Pazar yarın iş var...Herkes yavaş yavaş dönüş yolunda...

Saturday, April 24, 2010

Serseri Mayınlar (Mine Vaganti) 2010


“Aşktan daha karmaşık olan tek şey ailedir.”

Ferzan Özpetek her zamanki gibi dünyanın en samimi filmlerinden birine imzasını atmış. Bir yandan ağlarken bir yandan gülmemi sağlayan ve bunu olması gereken dozda veren başarılı bir film.

Her aile de vardır serseri mayınlar olmasa sıkıcı bir yaşam olur. Filme gidin, görün. Türkiye’de bilmiyorum ama İtalya da yaşadığım zaman gördüm, Ferzan Özpetek’i tanımayan, tanıyıp da sevmeyen yoktur, Türk olarak Ferzan Özpetek tanımamak bir eksiklik olurdu.

Kendin için yaşamak ama aynı zaman da ailene kendini kanıtlamak, ikilemde kalmak, doğru kararları almaya çalışırken yanlışlık yapmak, bitik bir hayatı yaşamak yerine terk edip gitmek. En önemlisi de bağışlamak...

Bu filmi izledikten sonra eşcinsellerin tedavi olması gerektiğini düşünen insanların aslında kendilerinin ne kadar hasta zihniyetli olduklarını anlayacaklar.

İtalya’yı özletip, İtalyancayı özletti. Rüyamda oralardaydım o gün...

Can a Gorgeous Woman in Gown Ride a Vespa?

İşe böyle gitmek istiyorum, çok mu şey istiyorum?

Thursday, April 22, 2010

Salut de Constantinople

Bu hafta sonu İstanbul’da yalnız kalıyor olacağım. Arkadaşlar, kardeşler planlarını yapmış. tabiî ki ben de boş durmamış güzel bir plan yapmıştım ama nafile. İş yaşamından dolayı her şey suya düştü.
Kardeş yıldızlarını tamamlamaya Fethiye’ye dalışa, diğer sevgili güzel arkadaşlarım göcek tekne turuna..zaman zaman yelken yapmaya, en sevgili P&W çifti Suriye’ye geziye.

Ben ne yapacağım buralarda? Zor bir soru; bir miktar çalışıyor olacağım bir miktarında da izleyemediğim filmleri okuyamadığım kitapları okuyor olacağım, kısacası sessiz kalıp kendime döneceğim. Kim bilir turist psikolojisini bürünür hiç görmediğim istanbul’da bir yerlere gider gezer görürüm.

"Kitap Okumayı Severim, Okuyanı da Severim" demiştim







Wednesday, April 21, 2010

Finding a Sickness I like


Bir haftadır hastane-doktor-test rapor dörtlemesiyle uğraşmaktaydım. Gerçekten hiç bir şeyim yok ama yine de dış etkenlerden dolayı check up niyetine doktora gittim. Bir şeyler anlattı, anlamadım. Dediklerini yaptım. Kafam rahat. Eminim hiç bir şeyin olmadığına. MR girdim. Hayatımda girdiğim en sıkıcı olaydı. En son kafayı yememek için kendi kendime konuşmaya başladım, gölgem ile konuştum. 45dakikadan fazla sürdü. Bana 4,5 saat sürmüş gibi geldi. Bir daha girersem MR üstüne küçültülmüş yazılarla kağıt oluşturup yapıştıracağım. MR design konusunda yardımcı olabilirim. İlgili kişilere duyurulur.
Konuştuğum zaman burnumun oynadığını söylerlerdi. Onu da keşfettim. Çok komik, burnumun ucu oynuyor.
Ertesi gün sonuçlar çıktı. Ohhh rahatım bir tanecik teyzeme yolladım. Sorun yok. Hatta hayal kurmaya başladım iki hafta raporlu olurum. O sırada neler yapacaktım neler...
Annemin ve sevgili kardeşimin haberi yok. Kardeşimin gördüğü saçma sapan rüyadan dolayı söylemedim, anneme ise uzmanlık alanı bu olmasına rağmen eninde sonunda anne olduğu için söylemedim.
Yine dış etkilere dayanamadım anneme söylemek zorunda kaldım. Aaaa... Ankara’dan annem atlamış gelmiş yanıma. ANNEM!! Efekti ile uykudan sersem gibi uyandım. Anne yüreği dedim geçtim. O hastaneden bu hastaneye, o testten bu testte başladı bir şeyler yaptırmaya. Baya hırpalandıktan sonra beni baya korkuttuktan sonra sonucu zaten kendisi tespit etti. Dün de annemin tespiti onaylanarak rahat bir nefes aldı. Ben o kadar emindim ki bir şey olmadığına, o sırada garantisini bile verebilirdim. Bu maceramız da burada iyi sonla bitti.
Gerçi kime göre iyi belli değil. Ben zaten emindim bir şey olmadığına ama iki haftalık rapor döneminde ne hayallerim vardı. Her şey suya düştü....
Bu olayda benim karım bir gün annemi görmem ve diğer pek çok sevgili teyzemin mükemmel yemeklerine sahip olmamdır.

Tuesday, April 20, 2010

La moda possono essere acquistati. Lo stile si deve possedere.


Success Formula

Başarının sırrı... Alın internette gezinirken tesadüfen bulduğum yazıyı sizinle paylaşıyorum.


By Franca Sozzani, Editor-in-Chief of Vogue Italia

There is no formula. Success comes in various tortuous ways, many of them unknown even to those who achieve it.

Everybody wants it, they all try to get it, only few know what it actually means. Those who don't make it? Swear revenge. If you think you can achieve success by working hard and being humble, well you got it all wrong. That might only give you access to heaven!

Success is linked to geniality, ideas, inventiveness, determination and also chance. You have to put yourself out there, never be satisfied with the small victories, and never think you made it.

How many young designers have been praised and then forgotten after only a couple of seasons? How many felt they made it, became arrogant and annoyed everybody around them - especially the press and the buyers - finding themselves out of the papers and stores without pity?

Nobody asks you to be good as your main trait of character at work, but to be kind yes. You have to listen to everybody's advice, and then do what you feel is right. It's your name and your risk. Success is not, you have to share it with many, or at least with those who believed in you. Alone you won't get anywhere.

The collaborators have to be the best and we shouldn't be scared of rising successes. While they are growing you earn merits that aren't even yours! Success is a matter of quality. In everything.

I am sure someone will say that having ties, knowing the right people helps. It's certainly true that it helps to get introduced, but it doesn't guarantee success. It absolutely helps a young person to know someone to get a job, but I have to say from experience that not everyone is able to keep the job, because qualities such as spirit of sacrifice, determination, are as innate as creativity, and not for everyone.

To live in frustration and feel like nobody understands us is just not facing reality and a loss of time. Making success look further away.

Being envious doesn't make you objective. You have to understand why someone makes it and another doesn't. Is he being protected? Even so? If he doesn't have the talent he will get expelled and if he does, he has to pay double the price: twice as lucky! Intolerable to most!

Success is something you earn, something you invent. Nothing comes casually even if ending up at the right place, at the right time, with the right people, makes it much easier. Luck swings both ways. You can't really base your success on it. Talent, your talent, is the real force.

In case you don't have a talent of your own, you could still find that yours is actually to understand that of others. That too helps in being successful!

Italiano Per Principianti 4

Italya'ya alışverişe gidecek olanlara istek karşılığı, diyaloglar da yollanır.

Şunu şunu giymek istiyorum... Bunun bedeni nedir... Bir büyük beden alabilir miyim? İndiriminiz var mı?



Saturday, April 17, 2010

Happiness is a way of Travel

Uzun zamandır buraya dokunmuyordum. En sevmediğim özelliğimdir “vakittim yok,vakit yetmiyor” diyip her şeyi ertelemem. Bu cümleyi söylemeyi de sevmiyorum ertelemeyi de sevmiyorum. Bu iki kötü huyum olmasa dört dörtlük mükemmel bir insan olacağım. Gerçekten öyleyim başka kötü özelliğim alışkanlığım ve bağımlılığım da yokturJ beni alan yaşadı ehuehu

Burcu’s word girmeyeli olmuş baya.Çok sevgili iş arkadaşım serdar girsene girsene burcununsesi.blogspot.com demese bu adresi unutacağım. Bir önceki yazıma yorum yapmış. Yorum bölümünde kalmasına gönlüm rağzı olmadı. Kendisi de bilir gitmeleri uzaklaşmaları...

bilinmeyendir gitmek.ilisiklik istemiz.cozulmesi de mumkun degildir.cozulebilen bir sey olsaydi su gitmek nereye gittimizi bilirdik.elimizdeki kaynaklar gidenler ve gitmis olanlardir.hem her bunyede farkli cereyan eder bu gitmek.kimi, ceker kendini hapseder.kimi, enerjiyle dolar tasar yollara duser.ayrica merak ediyorum nasil oluyor su gitmek sureci.bende soyle cereyan ediyor:

cumali:acaip gidesim var
icben:hayirdir
cumali:toros daglarinin eteklerinde yuruyesim geldi
icben:gereksiz taramalardasin

dolayisiyla gittigim tek guzergah kadıkoy taksim oluyor.

konudan uzaklasmamak gerekirse,ecnebi yazar bu tumcesinde rus kadinlarini tasvir etmis ama can yucel soyle cevap vermis:..
'Gittiğim olmadı hiç,
Ama olsun... İstemek de güzel.'

en nihayetinde serbest cagrisim acisindan:

iranlı bir sair: 'aska ucarsan kanadin yanar',
mevlana: 'aska ucmazsan kanat neye yarar' ,
yunus emre:''aska vardiktan sonra kanadi kim arar? '' ,
demet akalin :''askin acamadigi kapi, kanatlanip ucamadigi yer mi var'

yazilarin zihnimi dinginlestiriyor.haydi devam..operim.

Thursday, April 1, 2010

Let Your Memory Be Your Travel Bag

Own only what you can carry with you; know language, know countries, know people. Let your memory be your travel bag

Aleksandr Soljenitsin(1918 - 2008) -1970 Nobel Edebiyat Ödülü Rus yazar