Bence erkekler renkli giyinmeli. Bakın ne güzel olmuş, destekliyorum;)
Wednesday, March 2, 2011
BLOGUMA DOKUNMA
Bloguma nasıl dokunabilirsin ki….blogspot uzantılı sitelere Digitürk engelleme kararı çıkartıyormuş. Sanane yaa!!! Benim okuduğum, severek takip ettiğim ve bir tanede ben de olan blog sayfalarına dokunamazsın efendim.
Digitürk’üm yok ama bu saatten sonra da zaten istemiyorum. Kendi işine bakarsan seviniriz.
Monday, February 21, 2011
KÖY EVİM
Büyük çoğunluğumuzun hayatında özellik benim çevremde köy anısı vardır. Köy hayatı bizim için çok uzakta kalmış ulaşılması zor ve özellikle yaşadığım çevrede özlem duyduğumuz doğal çevre olarak nitelendiriyorum. Cumartesi günü çok sevdiğim birkaç önemli arkadaşımla birlikte bir yer keşfettik. Burada zikretmek istemiyorum, ünlü olsun istemiyorum. Hepimiz hayran kaldık, huzur bulduk, mutlu olduk. Bütün zorlukları unuttuk, hayat koşuşturması teriminden bile haberimiz yoktu o anda. İnsan ilişkileri bile değiştir. Sohbetimiz koyuydu, karnımız doyuyordu hem de en lezzetlisinden, keyifler yerindeydi. Köy de belirli bir süre yaşama imkanım olsa sevdiğim birkaç arkadaşımı da alıp yerleşirdim.
ÇOK OKUYAN MI BİLİR...
Bu haftasonu aldığım kitap listem aşağıdaki gibidir. Büyük ihtimalle kendimi eve kapatıp bol bol kitap okuyacağım ve yine kendimle baş başa kalacağım. Acaba sıkılmadım mı kendimden?
İlk sırada Paul Auster – Sunset Park var. Belirli bir sıra yok her kitap bitikten sonra psikolojime göre kitapları seçiyor olacağım.
Paul Auster’ın Sunset Park kitabını okumak için neden size;
“Tutkulu bir edebiyat… Yaşadığımız zorlu ve belirsizliklerle dolu çağda, Auster bize aşkın, sanatın ve her şeye rağmen hayatta kalabilmenin mucizesini anlatıyor.”
Donna Seaman, Booklist
“Auster’dan yine ustalıkla yazılmış bir metin… Sevginin gücüne, kaybetmenin acısına, pişmanlığın ve öfkenin yarattığı dinmek bilmez sızıya dair unutulmayacak bir hikâye.”
Jane Ciabattari, New York Times Book Review
Listede de göreceğiniz gibi zamanımda okumam gereken ama okuyamamış olduğum birkaç kitap da mevcut. Bu benim için iyi bir fırsat olarak görüyorum.

Saturday, February 19, 2011
DUST FROM THE PAST
Gülümseyerek güne başlamalı insan. Severek uyanmalı, hayatı sevmeli, insanları, kuşları böcekleri sevmeli. İçinde bir yerlerde birilerine karşı ya da bir şeye karşı sevgi kırıntısı olmalı ki hayatı güzelleşsin. Güzel bir gün, eğlenceli mutlu bir Cumartesi olsun...
Bugün ki planım en sevgili kardeşim kalkabilirse sahilde yürüyüş hala saat kaç oldu uyandıramadım. Hatta “…Now it's Istanbul, not Constantinople…” şarkısını da dinlemeye başladım ama nafile. Bu arada bu şarkı ne alaka diyeceksiniz, Mona Lisa Smile filminde düğün sahnesinde çalıyorlardı ve çok hoşuma gitti tekrardan.
O kadar kahve seminerine katılan ben hala evime bir french press mevcut değil. Bugün temin edeceğim.
Ayrıca dün üç Ankaralı “Aşk Tesadüfleri Sever” filmine gittik. Ankara da geçen sahnelerde içim cız etti. Hepsi bildiğim, gittiğim hayatımın en büyük bölümünün geçtiği yer. Film de Belçim Bilgin midir neyse o oynamasa ve gerçekten hissettiren biri oynasaydı çok güzel bir film olabilirdi. Bir oyunculuğun filmi ne kadar alt seviyelere çektiğinin örneği. Her şeye rağmen anneler ve babalar mükemmel, fotoğraflar mükemmel, görüntüler mükemmel. Ankara mükemmel bir tek ne alaka gençlik parkı demek istiyorum. Ulus iyi güzel de çıkrıkçılar yokuşu ya da kale tarafı olsa daha mantıklı olacaktı.
Filmde yaşadığım tesadüflerde çok ilginçti. Nasıl anlatılır bilmiyorum ama kısacası filmin konusunu bilmeden gittim girdim. Mehmet Günsur oynadığı karakteri zamanında çok takip etmişliğim var fotoğrafları da. Yatağın başucundaki fotoğraf bir zamanlar benim de yatağımın başucundaydı.
Bugün ki planım en sevgili kardeşim kalkabilirse sahilde yürüyüş hala saat kaç oldu uyandıramadım. Hatta “…Now it's Istanbul, not Constantinople…” şarkısını da dinlemeye başladım ama nafile. Bu arada bu şarkı ne alaka diyeceksiniz, Mona Lisa Smile filminde düğün sahnesinde çalıyorlardı ve çok hoşuma gitti tekrardan.
O kadar kahve seminerine katılan ben hala evime bir french press mevcut değil. Bugün temin edeceğim.
Ayrıca dün üç Ankaralı “Aşk Tesadüfleri Sever” filmine gittik. Ankara da geçen sahnelerde içim cız etti. Hepsi bildiğim, gittiğim hayatımın en büyük bölümünün geçtiği yer. Film de Belçim Bilgin midir neyse o oynamasa ve gerçekten hissettiren biri oynasaydı çok güzel bir film olabilirdi. Bir oyunculuğun filmi ne kadar alt seviyelere çektiğinin örneği. Her şeye rağmen anneler ve babalar mükemmel, fotoğraflar mükemmel, görüntüler mükemmel. Ankara mükemmel bir tek ne alaka gençlik parkı demek istiyorum. Ulus iyi güzel de çıkrıkçılar yokuşu ya da kale tarafı olsa daha mantıklı olacaktı.
Filmde yaşadığım tesadüflerde çok ilginçti. Nasıl anlatılır bilmiyorum ama kısacası filmin konusunu bilmeden gittim girdim. Mehmet Günsur oynadığı karakteri zamanında çok takip etmişliğim var fotoğrafları da. Yatağın başucundaki fotoğraf bir zamanlar benim de yatağımın başucundaydı.
Friday, February 18, 2011
Thursday, February 17, 2011
UMBRA AQUALA BATHTUB
Yavaş yavaş sularımızın azaldığı ve 30yıl sonra Türkiye’de tespitlere göre su kalmayacağı öne sürülürse ne kadar mantıklı bilmiyorum ama hazır suyumuz varken ve keyfimize bakalım dersek MÜKEMMEL değil miiii…
Subscribe to:
Posts (Atom)
















