Friday, February 19, 2010

Vurulduk ey halkım unutma bizi!



Uğur'lar olsun Uğur'lar olsun
Hüzünlü bulutlar yoldaşın olsun
Bir keskin kalem, bir kırık gözlük
Yürekli yiğitlere hatıran olsun




Gazeteci yazar Uğur Mumcu ölümünün 17.yıldönümünü andık. Hava koşulları nedeniyle ertelenen Uğur Mumcu'yu anma gecesi CKM’de iki gün önce gerçekleşti. Salon bizleri mutlu edecek kadar doluydu.

O kadar güzel denk geldi ki. Arkadaşımla gideceğim filme işi nedeniyle gelemesi sayesinde teyzemi arayarak programını sordum. Böyle bir program olduğunu ya da birlikte yemek yiyebileceğimiz ilgili planlar yaparken; bu anma gecesine gitmekten daha güzel bir program yapamayacağımız kesindi.


Tesadüfen en güzel yere oturduk yanımızda Kadıköy belediye başkanı Selami Öztürk, gazeteci eski milletvekilleri Uluç Gürkan. Anna gecesiyle ilgili yorum yapılmasına gerek yoktur. Herkesin gözleri doluydu. Hepimiz kızgın ve buruktuk.
Maalesef Melike Demirağ’ın konserini yarıda keserek, 22.00baslayacak filmime yetişmek için 21.55 salondan ayrılmak zorunda kaldım.




Thursday, February 18, 2010

On Monday Mornings




Çok sevdiğim dostum sayesinde güzel keyifli pazartesi günü geçirdim. İnsan içine çıkabildim:p Ne çok şeyi bir arada yaptım o gün. iyi ki varsın ve iyi ki benim dostumsun....
Devamı gelecektir ben bir kere alıştım:) dediğim gibi alıştım bir kere sana yapışırım.
Seni çooook seviyorum aysenim.
bu fotoğrafı (Budapeşte) ben çektim:) üstteki sürrealist:p fotoğrafına da bayılıyorum. Pınarımın dediği gibi bir kanepe eksik kalmış

Wednesday, February 17, 2010

Overcome Your Fear of Public Speaking and Performing




Berdacığımızdan dün gelen mail üstüme alınarak burada yayınlıyorum. Benim böyle bir korkum var mı yok mu bilmiyorum ama mülakatlarda, toplum içinde ya da büyük sunumlarda inanılmaz heyecanlanıp hızlı konuşmaya başlıyorum ve rezil oluyorum. Böyle bir kitabı benim okumam faydalı olacaktır. Galiba benim böyle bir sorunum var:(
Bu arada gizemimden de bütün proje sunumlarının onun üzerine yapıştırdığımı anlatan bir yazı istiyorum. Gizemciğimin öyle bir korkusu olduğunu hiç düşünmüyorum zaten mesleğini de ona göre seçti.

Arkadaşlar google books'ta içi görünebilen "Overcome Your Fear of Public Speaking and Performing" diye bir kitap var aşağıdaki adreste...
Benim böyle bir korkum yok diyebilecek varsa aranızda helal olsun kartı göndericem. Genellikle kişisel gelişim kitabının kötüsünden anlayan biri olarak söliyim çok iyi bir kitap...Sayfa 62den başlayabilirsiniz nitekim sınırlı önizleme sorunu var.

Bütün uğraşım aramızdan iyi konuşmacılar çıkması içindir:bHerkese selamlar...Berda

Monday, February 15, 2010

14 Şubat'ın Diğer Günlerden Önemi

Sevgililer Gününün benim için anlam ve önemi yok; çünkü ne olduğunu bilmiyorum, kim söyledi kutlayın diye onu da bilmiyorum ve kimin icadı onu hiç bilmiyorum. Aç interneti oku diyeceksiniz ama merak etmiyorum. Kim kutluyorsa kutlasın benim ilgimi ve dikkatimi şu 26 yıldır çekemedi. Çekebileceğini de düşünmüyorum...


Herkesin kutladığı bir gün ne kadar önemli olabilir ki!!!

Şahmeran Efsanesi



Yılanlar hala Şahmeran’ın öldüğünü bilmiyorlarmış, öğrendikleri gün Tarsus yılanlar basacağı söylenmektedir.
Bu haftasonu gerçekleştirmiş olduğumuz Adana-Tarsus-Mersin gezimizde en çok ilgimi Şahmeran Efsanesi çekti. Yıllardan beri anlatılan efsane dilden dile farklılaşarak çoğalıyor. Benim dikkatimi çeken efsana;


Vaktiyle, binlerce yılanın yaşadığı bir mağaraya yanlışlıkla giren bir adam, yılanlar tarafından padişahları Şahmeran’a götürülür. Şahmeran adama canını bağışlayacağını ancak kendisini misafir etmek zorunda olduğunu söyler. Yerini bilen birini serbest bırakarak kendi hayatını tehlikeye atmak istememektedir.


Şahmeran ona çok iyi davranır. Adam bir dediği iki edilmeden bütün ihtiyaçları sağlanarak yaşamakta, günlerinin büyük bölümünü Şahmeran’la sohbet ederek geçirmektedir. Ne kadar rahat da olsa, gerçek dünyadan uzak bir mağarada süren bu hayattan sıkılan adam, bir gün yeryüzüne dönmek için Şahmeran’dan izin ister.


Şahmeran adama güveninin tam olduğunu, yerini kimseye söylemeyeceğine inandığını belirterek gitmesine izin verir. Ancak kendisini gördüğü için vücudunun pul pul olacağını, bu yüzden vücudunu kimseye göstermemesi gerektiğini de tembih eder.


Yeryüzünde normal hayatına dönen adam, Şahmeran’ı gördüğünü hiç kimseye söylemez. Bu arada padişahın kızı hasta olmuş, tedavisi için bütün ülke seferber edilmiştir. Kızın iyileşmesini en çok isteyenlerden biri de vezirdir. Gerçek amacı kızla evlenip, oğlu olmayan padişahın yerine ülke yönetimini ele geçirmek olan vezir, bütün büyücüleri toplayarak, bu hastalığa çare bulmalarını ister. Büyücülerden birisi, Şahmeran’ın bulunup öldürülmesi ve vücudundan alınacak bazı parçaların kaynatılıp içirilmesi durumunda kızın iyi olacağını söyler. Şahmeran’ı bulabilmek için de vücudu pullu kişilerin aranması gerektiğini ekler. Vezir ülkedeki herkesi zorunlu olarak hamama götürüp soydurarak, Şahmeran’ı gören kişiyi bulur.


Adam, Şahmeran’ı öldüreceğini vaat ederek mağaraya gider. Şahmeran’a bütün gerçekleri anlattıktan sonra, ne yapması gerektiğini sorar. Şahmeran: “Ölümümün senin elinden olacağını zaten biliyordum” diyerek kendisini öldürmesini, ancak bunun gizli tutulmasını ister. Çünkü öldüğü duyulursa, dünyadaki bütün yılanlar, insanlardan öç almaya kalkacaklardır.
Daha sonra: “Kuyruğumun suyunu kaynat ve vezire içir ki; kısa zamanda ölsün. Gövdemin suyunu kaynat ve kıza içir ki; iyileşsin. Kafamın suyunu kaynat ve iç ki; Lokman Hekim olasın” diye ekler. Adam biraz da buruk bir şekilde bunları dinler. Şahmeran yılanlara, adamın misafiri olarak gideceğini, çok uzun yıllar dönmeyeceğini, kendisini merak etmemelerini söyler ve yeryüzüne çıkarlar. Adam Şahmeran’m dediklerini yapar. Vezir ölür, kız iyileşir, kendisi de Lokman Hekim olur…




KAYNAK: Yrd.Doç.Dr. Refıye Şenesen

Alexander McQueen Anısına


McQueen&Björk



McQueen&Sarah Jessica Parker



Friday, February 12, 2010

IF Film Festivali 1.film: An Education




Sabırsızlık ile beklediğim IF film festivali başlamış bulunmaktadır ve ben de dün itibariyle açılışı yaptım. Belirttiğim gibi “An Education” filminin galasına gittim.
Sevgili kardeşim biletlerin satışa çıktığı gün saat 09:00 da film biletlerini alınca salonun en güzel yeri ağırlık merkezinde yerimizi aldık. Diğer filmlerde de öyle olduğunu umut ediyorum. Yine de söylemeden edemeyeceğim koltuklar çok rahatsızdı, başlarda hiç alışamadık koltukla birbirimize sonra film beni alıp başka alemlere sürükledi. Her zaman söylüyorum iyi ki böyle güzel filmler var. Ben kendimi kaybediyorum, filmin içine giriyorum.


Annemin bu filmi izlemesini istedim, ne demek istediğimi annemi tanıyanlar ve filmi izleyenler anlayacaktır.
Dünyayı keşfetmeye hazır 16 yaşında Jenny oyunculuğu ile bizi bizden aldı. 1960larda geçen film Paris sahnesiyle, özgürlük ve kendini ifade etme anlayışıyla ve mükemmel kıyafetlerle izleyici kitleleri mutlu ettiğini düşünüyorum.


“Eğer üniversiteye kapağı atarsam, ne istersem onu okuyacağım ve sadece siyah giyeceğim.”