Şu anda cümleyi hatırlamıyorum (fransızca olduğu için hatırlayamıyor olabilir miyim). Şöyle bir şeyler diyordu; dünya kitap gibidir gezeceksin, gezmeyenler sadece o kitabın bir sayfasını okuyabilirler. Yavrucağızım, sen kendini biliyorsun cümlenin kime ait olduğunu ve anlamıyla birlikte tamamını buraya yazabilir misin?
Bir hafta sonu bu kadar güzel geçebilirdi… Bu hafta sonu böyleydi;
Showing posts with label Travel. Show all posts
Showing posts with label Travel. Show all posts
Thursday, August 11, 2011
Thursday, December 9, 2010
ONDAN BUNDAN
Malafa
Yarım kalmış olan oyunu tamamını izlemiş bulunmaktayım. Önceden de bahsettiğim gibi “...Malafa, kuyumcuların yüzük düzeltme ve yüzük numarasını saptama aracı. Oyun zaten Türkiyenin en büyük kuyumcu dükkanında geçiyor. Satmanın ve satın almanın öyküsü. "Satmak için kendilerinden vazgeçenlerin, satın almak için kendilerini kaybedenlerin öyküsü." Daha fazla yorum yapmak için çok erken oyunun devamını bekliyorum...” Daha fazla yorum yapmaya gerek yok, mükemmeldi.
Sessiz Gemi
Son günlerde dilimde sürekli Yayha Kemal Beyatlı’nın bu dizeleri var;
Mechule giden bir gemi kalkar bu limandan.”
Ruhsal halimden dolayı olabilir mi acep...
Uçak v.s Tren
Seviyorum uçak yolculuğunu ama hiç bir şeye değişmem tren yolculuğunu.
Bi kere tadı bir başka. (Evet, türkiyeden değil avrupadan bahsediyorum)
Buarada ilk defa istanbulda trene bindim tuzladan bostancıya... Özlemişim treni.Bi kere tadı bir başka. (Evet, türkiyeden değil avrupadan bahsediyorum)
Kendi Everest’inize Tırmanın – Nasuh Mahruki
Kişisel gelişim kitaplarına hiç ısınamadım ama bu kitabı sevdim; hayatımızdaki seçimlerimiz, içimizdeki potansiyelimiz ve en doğrusunu bulma çabası.
Kitabın önsözünden, Doğan Cüceloğlu... “Nasuh Mahruki onlardan biri değil. ”Herkes Everest’e tırmanamayabilir ama herkesin tırmanabileceği bir Everest’i vardır. Asıl olan birimizin diğerinden daha iyi olması değil, her birimizin kendi içimizde taşıdığımız potansiyeli, kendimiz için en iyi ve en doğru olanı bulmasıdır. Kendi potansiyelinin doruğuna ulaşan insan, zaten yaşam içinde diğerlerinin arasındaki doğru yerini de bulmuş olur.” İşte bu gelişmiş insanın biz bilinci. O nedenle, kitap aslında bir ruhsal yolculuğu anlatıyor…”
Monday, September 6, 2010
BOZCAADA GÜNLERİ
30 ağustos ile birlikte sahip olduğumuz üç günlük boşluk sayesinde kendimizi yollara attık. Çok beğendiğim ve huzur verici olarak kabul ettiğim sayılı sevdiğim yerlerden biridir Bozcaada. Tanrı, insanlar uzun ömürlü olsun diye Bozcaada’yı yaratmış cümlesini kesinlikle hakkediyor.
Sabahtan Bozcaada’ya vardık. Gün kaybetmiyor olmamız çok önemli; malum özel sektör bilen bilir. Yorucu bir yolculuktu ama hepimiz sabah kahvaltısı ile birlikte yorgunluğumuzu unuttuk. Unutmakla kalmadık yerimizde duramıyorduk. İki gecelik kiraladığımız eve yerleştikten sonra Ayazma koyuna geçtik. İlk deniz keyfimiz bu koydan oldu. Benim hiç hoşlanmadığım bir kalabalık vardı ama çok mutluydum. Adanın en popüler koyu olmasından dolayı en kalabalık koyuydu. Buz gibi turkuaz renkli denizine sahipti. Plaja ıvır zıvır yiyecekler taşımanıza gerek yok çünkü yol üzerinde salaş yemek yerleri bulunuyor.
Bu arada hayran kaldığım Ayazma’da çekilmiş bu mükemmel fotoğrafı buldum;
Sabahtan Bozcaada’ya vardık. Gün kaybetmiyor olmamız çok önemli; malum özel sektör bilen bilir. Yorucu bir yolculuktu ama hepimiz sabah kahvaltısı ile birlikte yorgunluğumuzu unuttuk. Unutmakla kalmadık yerimizde duramıyorduk. İki gecelik kiraladığımız eve yerleştikten sonra Ayazma koyuna geçtik. İlk deniz keyfimiz bu koydan oldu. Benim hiç hoşlanmadığım bir kalabalık vardı ama çok mutluydum. Adanın en popüler koyu olmasından dolayı en kalabalık koyuydu. Buz gibi turkuaz renkli denizine sahipti. Plaja ıvır zıvır yiyecekler taşımanıza gerek yok çünkü yol üzerinde salaş yemek yerleri bulunuyor.
Bu arada hayran kaldığım Ayazma’da çekilmiş bu mükemmel fotoğrafı buldum;
Yedimizin de ortak noktası yemek ve içmekti. Sabah kahvaltısı ile birlikte öğlen akşam yemek programımızı ayarlıyorduk. 30 ağustos tatilinden dolayı çok kalabalıktı ve rezervasyonsuz yer bulmak mümkün değildi.
Fotoğrafları buraya post etmem lazım, çoook güzeller!!
Ertesi gün benim en beğendiğim favori koy Akvaryum Plajına gittik. Ada kalabalıktı yapılacak pek bir şey yoktu ama yine de daha huzur verici ve sakindi. Snorkel gelmenizde fayda var. Denizaltı çeşitliliğini görmeniz açısından önemli. Burada her hangi bir tesis mevcut değil, el değmemiş bir koy. Su gibi bazı ihtiyaçlarınızı yanınıza alın.

Dolmuşların ayarladığı kaptanların yolculuk sırasında adayı anlattıklar ada turu niyetinde gün batımını izlemeye gittik. Muhteşemdi! Anneannenemin yaptığı gibi güneşin denizle buluştuğu an yedi tane taş aldım. Denize yedi taşı atarak yedi dilekte bulundum.

Başka koylara da gittik güzel yemekler de yedik. Yavaş yavaş anlatırım. Son gün yapacağımızı yaptık ve eğitimi sığdırdık Bozcaada tatiline. Şarap eğitimi. Eşi sayesinde Bozcaada da bağlara sahip olmuş çok şeker bir bayan vardı. İşi gücü bırakmış, İngiltere de şarap eğitim sertifikalarını alarak kendileri için kendi şaraplarını yapmaya başlamışlar. Aynen suratına demek istedim ki; “hayat sana güzel cicim...." Dönüş yolculuğumuz da kadının ne dedikodusunu yaptık offf...
Ertesi gün benim en beğendiğim favori koy Akvaryum Plajına gittik. Ada kalabalıktı yapılacak pek bir şey yoktu ama yine de daha huzur verici ve sakindi. Snorkel gelmenizde fayda var. Denizaltı çeşitliliğini görmeniz açısından önemli. Burada her hangi bir tesis mevcut değil, el değmemiş bir koy. Su gibi bazı ihtiyaçlarınızı yanınıza alın.

Dolmuşların ayarladığı kaptanların yolculuk sırasında adayı anlattıklar ada turu niyetinde gün batımını izlemeye gittik. Muhteşemdi! Anneannenemin yaptığı gibi güneşin denizle buluştuğu an yedi tane taş aldım. Denize yedi taşı atarak yedi dilekte bulundum.

Başka koylara da gittik güzel yemekler de yedik. Yavaş yavaş anlatırım. Son gün yapacağımızı yaptık ve eğitimi sığdırdık Bozcaada tatiline. Şarap eğitimi. Eşi sayesinde Bozcaada da bağlara sahip olmuş çok şeker bir bayan vardı. İşi gücü bırakmış, İngiltere de şarap eğitim sertifikalarını alarak kendileri için kendi şaraplarını yapmaya başlamışlar. Aynen suratına demek istedim ki; “hayat sana güzel cicim...." Dönüş yolculuğumuz da kadının ne dedikodusunu yaptık offf...
Küçük not: dönüşte molamız Tekirdağ'da oldu. Benim yaptığım gibi karışık köftelere bulaşmayın direk deneyecekseniz Tekirdağ Köftesi deneyin.
Thursday, August 19, 2010
KATE v.s. SIENNA
Öyle bir tatil planlamak istiyorum ki bir yerden bir yere giderek hem dinlenerek hem gezerek. Hem kendime dönerek hem de insanlarını tanıyarak. Mükemmel yemekler yiyerek ama hiç bir zaman doymayarak. Hem denizden çıkmayarak hem de dağ bayır çayır manzarasını izleyerek. Hem tarihini okuyup öğrenerek, öğrenirken de o tarihi binaların arasında yolumu kaybederek. Sevdiğim insanlarla durmadan muhabbet ederek hem gülmesine hem de efkarlanamasına. Durmadan yollara düşerek. Hem kendim hem de sevdiğim üç beş insanı yanıma almak istiyorum. Ben istemeye devam ediyorum...

Monday, August 16, 2010
AN EVENT THAT IS A BEGINNING
Sen anlatıyorsun o anlatıyor biri bodrum diyor diğeri çeşme bazen bodrum çeşme diye iç çekiliyor. Eğğ yeter artık bende alıp başımı gidiyorum diyorum, bir bodrum bi çeşme sonra hem çeşme hem bodrum. Karar verdiğim her şeyi yapabiliyor olsaydım şu anda buralarda olmazdım. Dünyanın en güzel yerlerinde en güzel insanlarla oturuyor olurdum. Sonradan çalıştığımı yani çok az tatil günüm ve sınırlı param olduğunu hatırladım. Bu ikisi sınırsız olsa desem imkansızı istemiş mi olurum? Denizi çok seviyorum (hafta sonu Marmara denizinde yüzüyordum sen düşün ne kadar sevdiğimi) ama yine de alıp başımı yurt dışına giderdim bodrum ya da çeşme için hazırladığım zaman ve parayla.
Yollayın isteyenleri istedikleri yerlere!
Ne demek istediğimi bu reklam daha iyi anlatıyor!!!
Yollayın isteyenleri istedikleri yerlere!
Ne demek istediğimi bu reklam daha iyi anlatıyor!!!
Subscribe to:
Posts (Atom)








