Thursday, March 8, 2012
Vacation used to be a luxury, however, in today's world, it has become a necessity.
Friday, January 6, 2012
OFF-BALANCE
Friday, September 2, 2011
VAR MI DAHA ÖNEMLİSİ
Thursday, August 11, 2011
Eşek Herife Dair Her Şey...
Bunların dışında benim için o kadar önemli bir plan yapmalıyım ki hiçbir engel çıkmadan tıkır tıkır zamanında her şey yoluna girmeli. Bu planımı tabii ki de buralarda bahsedemeyeceğim ama planın bittiği gün ilan etmeyi düşünüyorum.
Bunların dışında mükemmel bi blog keşfettim. Aşk hikayeleriniz varsa ki bence olmalı buraya post edebilirsiniz. Gerçekten çok eğlenceli bir blog. Tadı damağımda kaldı.
http://esekherifveben.blogspot.com/
Tuesday, July 26, 2011
FRESH START
Para harcama konusunda daha rahat davranmaya başladım ve bu sayede isteklerimi, ihtiyaçlarımı daha rahat ulaşabildim.:) Parayı veren düdüğü çalarmış meğerse. Bildiğiniz gibi 3,5ay oldu yeni işimde ve işim geriği issue log ve time management düzenlemesi konusunda çok iyi olmam lazım.
Hayatıma, her türlü kararlarıma, değişikliklere bir proje gibi bakabilirim. Daha düzenli ve takipli olabileceğim. Yeni işi sevdim ve eminim daha da seveceğim. Tavsiye ederim, projeleri hayatınızdan eksik etmeyin.
Şimdilik deniz kenarında sayfiye yerinde bu post yazıyorum (tatilde değilim yanlış anlaşılmasın)
Hayatımdaki değişikliklerle…
p.s: MS 2010'uma türkçe spelling check istiyorum. Yükleyebilecek olan? Ayrıca bu tabakları nereden bulurum acep?
Thursday, April 21, 2011
BAK BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ ESKİ GÜNLERDE
Hayatımda bazı değişiklikler oldu ve bu değişiklikleri ben çok sevdim. Birkaç post öncesinde yazdığım gibi bekleme fazı zorlu geçti. Aranacak mıyım arandım mı diye sürekli hali hazırda bekledim. Belki çok fazla açık açık yazmamıştım ama sevdiğim işimden ayrılıp daha çok seveceğim bir yere geçmek istiyordum. Kendimi geliştirme zamanı gelmişti.
Thursday, March 3, 2011
DON’T BLOG WHAT YOU DON’T OWN.
Saturday, February 19, 2011
DUST FROM THE PAST
Bugün ki planım en sevgili kardeşim kalkabilirse sahilde yürüyüş hala saat kaç oldu uyandıramadım. Hatta “…Now it's Istanbul, not Constantinople…” şarkısını da dinlemeye başladım ama nafile. Bu arada bu şarkı ne alaka diyeceksiniz, Mona Lisa Smile filminde düğün sahnesinde çalıyorlardı ve çok hoşuma gitti tekrardan.
O kadar kahve seminerine katılan ben hala evime bir french press mevcut değil. Bugün temin edeceğim.
Ayrıca dün üç Ankaralı “Aşk Tesadüfleri Sever” filmine gittik. Ankara da geçen sahnelerde içim cız etti. Hepsi bildiğim, gittiğim hayatımın en büyük bölümünün geçtiği yer. Film de Belçim Bilgin midir neyse o oynamasa ve gerçekten hissettiren biri oynasaydı çok güzel bir film olabilirdi. Bir oyunculuğun filmi ne kadar alt seviyelere çektiğinin örneği. Her şeye rağmen anneler ve babalar mükemmel, fotoğraflar mükemmel, görüntüler mükemmel. Ankara mükemmel bir tek ne alaka gençlik parkı demek istiyorum. Ulus iyi güzel de çıkrıkçılar yokuşu ya da kale tarafı olsa daha mantıklı olacaktı.
Filmde yaşadığım tesadüflerde çok ilginçti. Nasıl anlatılır bilmiyorum ama kısacası filmin konusunu bilmeden gittim girdim. Mehmet Günsur oynadığı karakteri zamanında çok takip etmişliğim var fotoğrafları da. Yatağın başucundaki fotoğraf bir zamanlar benim de yatağımın başucundaydı.
Friday, February 4, 2011
SHE USED TO BE...
Neler oluyor oralarda?
İnsanın kendine gelmesi ne kadar sürer? Vırt hayatı, zırt hayatı istediği doğrultuda gitmiyorsa ne yapmalı? Bir de üstüne hasta olmuşsa ve sıcacık evinde yatıp dinlenme gibi bir lüks yoksa? Dün 11 saatlik uykudan sonra biraz olsun kendime gelebildim ve hayata gülümsüyordum. Kendime ayıracak çok zaman var artık…yapsam yapsam ne yapsam acep? “Aaaa…bunu yapıyım aaa bunu da yapıyım hatta bi de bunu yaparsam ne güzel olur”, şeklinde konuşmalar bir anda yüzümü güldürdü. Uzun zamandır konuşmadığım birkaç arkadaşımı da aradım. Onları ihmal etmiştim maalesef. Şimdi hem arkadaşlarıma vakit ayırabileceğim ve daha da önemlisi kendime vakit ayıracağım galiba. Yapılması gereken sadece hayata gülümseyerek başlamak. Hiç gerek yok eve kapanmaya.
Sabahları servise binmenin avantajları ve dezavantajları;
Dezavantajlarını bilmem ama servis sayesinde birincisi İstanbul trafiği çekmiyorum ikincisi de kitap okuyorum. İşte size bir dezavantaj: işe gelince moralim bozuluyor, kitabımı bırakmak istemiyorum elimden. Gerçekten servisle gitmeyi bu kadar sevebilirim. Bir an önce zaman gelse de servise binip kitabımı okuyabilsem….
Bu sabah arkamdan “bik bik bik…cak cak cak…tak tak tak” bir ses ve bir türlü susmuyor. Kitabımı okuyamıyorum, rahatsız edici sesten dolayı yavaş yavaş sinirlenmeye başladı. Kitap okumayı bırak sürekli saçma sapan bir sesin beynimden geldiğini düşünmeye başladım. Arkama dönüp “ses sizden mi geliyor?” demem yeterli oldu. Moralimi yine de bozamadı;)
Tuesday, January 25, 2011
BEMBEYAZ BİR YILA MERHABA
Thursday, December 16, 2010
IT IS A GOOD MORNING EXERCISE
Adelle Davis
Güne kahvaltı ile başlamak. Uzun zamandır bir tost, bir simit ya da poğaça ile sıkıcı bir şekilde işe gelince atıştırıyordum. Gerçek bir kahvaltı yapmayalı uzun zaman olmuştu.
Thursday, October 28, 2010
BAVULLARI HEP TOPLU DURMALI İNSANIN

Hayat ne tuhaf...bir saniyesi bir saniyesine tutmuyor.
Bir kaç saat içinde yollarda olacağım. Sabah uyandığımda yüzüm gülüyordu hayat ne güzel kuşlar, ağaçlar, yağmur, çamur...şu anda aklımdan tonlarca şeyler geçmeye başladı ve bütün güzellikler kaybolu verdi.
Bu üç buçuk günlük tatilde kafamı dinlemek, yapmam gerekenleri sıraya koymak ve en önemlisi de anneannemi çok sağlıklı ve mutlu görmek istiyorum.
Saturday, October 16, 2010
KÜSTÜM OYNAMIYORUM
Monday, September 27, 2010
EAT, PRAY, LOVE ilk kazandığım hediye


Ben hayatım boyunca şans oyunları gibi zımbırtılardan hiç bir şey kazanamamıştım. Cumartesi günü aradılar Eat Pray Love (2010) filmine kullanmış olduğum visa kartı sayesinde ön gösterime izlemek için iki kişilik bilet kazanmışım =) Cadde'de yürüyüş yapıyordum bu telefonu aldığımda ve çok mutlu oldum. Çok küçük bir şeyden mutlu olabiliyorum, farkındayım. Zamanında annem çok güzel bir kalem almıştı bana, o gün çok mutluydum. Demişti “bu kadar küçük bir şeyden çok mutlu olabiliyorsun” bence güzel bir özellik.
Bu filmi zaten gözüme kestirmiştim. Gerçi IMDB baya kötü durumda ama iki hafta önce başladığım yoga kursuna ve moduma göre iyi gelecek bu film. Yanıma bakalım kimi alacağım=)

P.S: darısı greencard başvuruma...
Friday, September 24, 2010
PROCRASTINATION

Yapılması gereken işler haricinde başka şeylerle uğraşma. Asıl işi bahanelerle öteleme anlamına geliyor procrastination. Yaşam biçimi haline getirdiğimiz zaman tehlikeli olacağını düşünüyorum.
İki üç gün önce işten çıkar çıkmaz eve geldim. Yapılması gereken bir iki önemli işim var. Bilgisayarın başına oturup bir iki saatte içinde halledebileceğim bir iş. İyi güzel de karnım aç evde de yemek yok. Yapmam yapmam o an yemek yapasım geldi. Migrosa alışverişe gittim. Yemeğimi yaptım yedim içtim. Artık kahvemi yapıp masanın başına oturabilirim. Her hangi bir sıkıntı yok. Aaaa...bir anda aklıma çamaşırları yıkamam gerektiği geldi. Daha sonra bulaşık makinesini da boşaltmam lazım ve çarşafları da değiştirsem iyi olacak. Bu sırada en sevgili akıllı arkadaşım arıyor, onunla da dedikodu yapmakta fayda var. Neyse çamaşırlar bitti onları astım ve bir anda inanılmaz bir uyku bastı. "Yarın yapmam gerekenleri yaparım" diyerek huzurlu bir şekilde uykuya daldım.
Yarın olacak başka bahaneler ortaya çıktı...
Üniversite final dönemlerimde kitap okuyarak ertelerdim. Belki de en çok kitap okumuşluğum o dönemlerdir.
Fark ettin mi bilmiyorum uzun zamandır blog yazmıyordum. This is it!! Proscrastination....
Wednesday, September 8, 2010
Saturday, November 21, 2009
Burcu's Words

Ciao a tutti
Düzenli olarak bazı blogları takip ederim ve her zaman takdir ederim bu kadar düzenli ve özenli oldukları için. Peki benim niye yok... Yazı yazabilme kabiliyetim çok yoktur. Dilbilgisine dikkat ederim ama sayılarla iyidir aram. O yüzden zaten mühendis oldum. 2008 itibariyle bir iş kadınıyım. Bu konuda hem mutluyum hem değilim. Mutsuzluğumun ya da mutluluğumun cevabını daha bulamadım. Bulan varsa bana yazarsa sevinirim.Ben başka kimim... En zor soru. Burada yazdıklarımla; ilgi alanlarımı ben de keşfetmiş olacağım. Aslen Ankaralıyım ama iş hayatı sayesinde İstanbul’da yaşamaktayım. Yurtdışı geçmişim de var ki fark edeceksiniz en sevdiğim özelliğimdir görmediğim yerleri keşfetmek.Kahve ve çikolatayı çok severim şuanda da bilgisayarımın baş ucunda mükemmel kokan bir kahve ve çikolata yer almakta.
Bugün çok sevdiğim çocukluk arkadaşımın doğum günü partisi var. Bakalım nereye gideceğiz. Size yerle ilgili düşüncelerimi aktaracağım. Benvenuti a questo blog

























