Friday, August 22, 2014

Life is not about finding yourself. Life is about Creating yourself

Dün görüşmemi gerçekleştirdim. Kısa ama öz oldu. Ben gayet iyiydim ama şanslı değildim. Sabah moralimi bozdum. Üzüldüm, başımı ağrıttım ama sonra sevgili Ezgicigim guzel telefonu ile kendime geldim.
Keep looking do not settle... Görüşmenin beklediğim gibi olmamasına rağmen o çantaya bakmaya gittim, şansım devam ediyor, yerinde değildi. Bir sonraki indirime kaldım. 
Akşam balayımızdan aldığımız Porto şarabını açtık, tatlı - sert şarabı içtik. Yüzüm güldü günün sonunda:)
Portekiz ayrı güzeldi ama Porto hayranlığım devam ediyor. Tekrar hatırladım.

Wednesday, August 20, 2014

I think the older I get, the more I realize that the ultimate luxury is time - MK

Bugün bir arkadaşımın maili ile çok sevgili blog'umu hatırladım.

Buralardasın mutlu oldum. Bir dilek... Yarın bi görüşmem var, eğer iyi geçerse kendime aşağıdaki çantayı almak istiyorum. Tabii hala indirimdeyse. Maalesef indirimsiz almaya kalkarsam 3 beden büyük gelebilir.

Nolur görülmem iyi geçsin....

Aslında bire bir budur,

Thursday, August 2, 2012

Home Office

Duygu ve düşüncelerimi yeterince anlattım galiba:)



Wednesday, August 1, 2012

Hallejulah, It's raining men


Bu aralar hiç sevmediğim ama farklı bir alternatifim olmaması nedeniyle ido deniz otobüsüyle yolculuk yaparken tam yanımda oturan bir annecik ve yavrusuna istemeden kulak misafiri oldum.  Yavrusu soruyordu “anne, yağmur nasıl yağıyor, nereden geliyor, neden yağıyor?” Heyecanlandım, ne cevap vereceğini merakla bekledim. Düşündüm cevap kolay değil ama evde yemek yapıyordur, tencerelerden biraz görmüştür. Bulutları tahmin eder, ama anlatamaz heralde diye düşündüm. Sonra dedim, eve gidince birlikte internetten araştırırlar. Ben galiba Türk halkından çok şey bekliyorum:) Annecik dedi ki “Allah yağdırtıyor, ne zaman ve nereye o karar veriyor.” Nokta. Ağzım açık kaldı. Bu cümleyi söyleyeceği hiç aklıma gelmemişti. Bu kadar işi Allah’a bırakmasak olmaz mı diye düşündüm.
Az buçuk bilgimle çocuğa anlatsam mı diye düşündüm, bi yerden başlarım diye düşündüm ama sonra kulaklığımı taktım, kitabıma yani kendi dünyama dönüş yaptım.

IDO Deniz otobüsleriyle ilgili geçen sene 7 tl aldığım Kartal – Yalova seferini 16 TL aldığım zaman iş yerine aldığım bileti götürüp ben de bu oranda zam istiyorum demek istedim. İyi hadi özelleştirdiniz ama bizim nasıl bir suçumuz var. Benim gariban maaşım bu kadar zam almıyor.




Burayı çok özlemişim. :)  

Monday, March 12, 2012

flip flops are NOT what to wear!



Biraz önce kaybettiğim havanianas bir tane aldım. Brikenstock yerine geçemez ama bunların kullanım alanları da farklı. İhtiyaç var


Thursday, March 8, 2012

Vacation used to be a luxury, however, in today's world, it has become a necessity.


Bu aralar 4 günlük bir yerlere kaçma planları yapıyorum. Ege tarafları özellikle Bozcaada/Kazdağı arasında gidip geliyorum. Bir insan bu kadar mı karasız olur, bir şeye karar veriyorum, sonra bi maliyet hesaplaması yapıyorum, evdeki hesap çarşıya uymuyor. Diyorum ki ben bu paralarla dünyanın hemen hemen her yerine giderim. Bu sefer yurtdışı uçak biletlerini araştırmaya başlıyorum ama başka yerlerde tıkanıyorum. Tıkanmamın nedeni tamamen bi şeye karar veremiyor olmam. Arabayla Bozcaada’ya gitmek bir günlüğüne de Kazdağı’nda konaklamak ne güzel olurdu. Her şey bu kadar pahalı mı olmak zorunda. Hem fiyatları uygun olsun istiyorum hem de çok şirin güzel yerlerde kalmak istiyorum. Acaba vize sürem ne kadar kaldı. Ha bitti bitecek… Bittiyse Bozcaada-Kazdağı arasında gidip gelebilirim. Aaa Kaş’a mı gitsem acaba. Uçak biletlerine ben bi bakayım… Ya da Paris gitsem, ne güzel olur ama o kadar kalabalığı da hiç sevmiyorum. Aaa ben Portekiz’e hiç gitmedim. En iyisi oralara gitmek ama 4 gün oralara gitmek için değmez… Ay ben ne yapacağımmmmm

p.s: aklımdan bunlar geçerken Woody Allen’ın mükemmel filmi Midnight in Paris aklıma geldi.



DON'T DISTURB


Bu aralar kedi gibiyim. Yanlış anlamaya mahal vermemek adına hemen konuyu açıyorum. Eve gelir gelmez iş kıyafetlerimden kurtuluyorum, ayıcıklı pijamalarımı giyip, kendime atıştırmak için bir şeyler alıp kaloriferin altına geçiyorum ve orada mayışıyorum, evdeki favori yerim kalorifer& kırmızı minderim oldu. Sıcacık rahat yerimde mutlu mesut ve huzurlu oluyorum. Kedi demek aslında haksızlık olur ben artık garfield’immmm… Bu konuda da hiç mutsuz değil. Sırtımı kaloriferi dayayıp o sıcaklığı aldıktan sonra hiç bi yere gidesim gelmiyor. Aslında bunlar anlatılmaz yaşanır.

Bu kadar haksızlık yapmamam lazım kendime, bugün yüz milyon mil uzaklıkta yaşayan en sevgili arkadaşıma bir mail attım. Gerçekten güzel bir fikir sundum. Kendi işimizi yapabiliriz, gerçi bizim gibi garfield’lardan zor çıkar kendi işimizi çıkartmak. Kolları sıvamamız lazım. Gerçekten yapabilirsek çok güzel işler çıkartabileceğimize inanıyorum. Yatırım için belirli bir sermaye de lazım. O konuda da sıkıntılar yaşayacağız galiba:)

Onun dışında yapmak istediğim bir diğer iş minicik ufacık huzur dolu havasının güzel olduğu, denizi olan, güzel zeytinyağların bulunacağı güzel bir yerde butik otel açmak. 7-8odalı bi yer yeter de artar. Orayı işletmek ne güzel olurdu. Sabahları kalkar güzel uzun sağlıklı kahvaltımı yaparım ve güne güzel başlarım. Artık sabahları kalkarken zorlanıyor muyum neyim? Benim gibi sabah erken kalkmayı seven bi insan zorlanırsa, diğer insanların durumunu düşünmek istemiyorum.

Bunları yazmamın bir nedeni de milli piyango aldım. Çıkması durumunda aklımda olan her iki işi de yapacağım.

Bugün ne yapıyorum, çok sevgili başka bir arkadaşımla pilates gideceğim ama Cuma annem geliyor evimi toparlamam lazım, mutfağa kahvaltı malzemeleri almam lazım. Hepsini bugün için de halletmem lazım. 

Bunların dışında 8 Mart kadınlar gününü kutluyorum…