Wednesday, February 16, 2011

HOLLYWOOD IS A PLACE WHERE...

Sıcacık evimde, pijamalar üstümde, battaniye altında, mis kahvem ile birlikte izleyeceğim film listem;

Bu soğuklarda ve stresli bekleme döneminde yapılacak daha güzel bir aktivite aklıma gelmiyor. hayata gülümsemeye devam;)




"Hollywood is a place where they'll pay you a thousand dollars for a kiss and fifty cents for your soul." Marilyn Monroe
Bu filmi de edindim ama yukardaki listeden sıra gelir de izlenir mi bilemedim?

Friday, February 4, 2011

BIUTIFUL BIR HAYAT


Yönetmen Alejandro González Iñárritu bu mükemmel filmin sonunda önümüze gelen “yaşlı ve güzel meşe ağacım” dediği babasına adamış. Eminim herkesin aklına Nuri Bilge Ceylan’ın Cannes Film Festivalindeki konuşması gelmiştir.

İnsanın ölümle yüzleşmesi ve bu gerçekle baş etmeye çalışmasının hikayesi. Javier Bardem için daha ne denebilir ki? Olağan dışı oyunculuk…

Ayrıca yönetmen içinde daha güzel filmler çeviremezdin herhâlde demek istiyorum (Amores Perros (2000), 21 grams (2003), Babel (2006), Biutiful (2010)…v.s.) Hepsini izlemiş biri olarak şunu diyebilirim ki yönetmen için biutiful hayat diye bir kavram yok.

SHE USED TO BE...

Hayranıyım…


Neler oluyor oralarda?

İnsanın kendine gelmesi ne kadar sürer? Vırt hayatı, zırt hayatı istediği doğrultuda gitmiyorsa ne yapmalı? Bir de üstüne hasta olmuşsa ve sıcacık evinde yatıp dinlenme gibi bir lüks yoksa? Dün 11 saatlik uykudan sonra biraz olsun kendime gelebildim ve hayata gülümsüyordum. Kendime ayıracak çok zaman var artık…yapsam yapsam ne yapsam acep? “Aaaa…bunu yapıyım aaa bunu da yapıyım hatta bi de bunu yaparsam ne güzel olur”, şeklinde konuşmalar bir anda yüzümü güldürdü. Uzun zamandır konuşmadığım birkaç arkadaşımı da aradım. Onları ihmal etmiştim maalesef. Şimdi hem arkadaşlarıma vakit ayırabileceğim ve daha da önemlisi kendime vakit ayıracağım galiba. Yapılması gereken sadece hayata gülümseyerek başlamak. Hiç gerek yok eve kapanmaya.


Sabahları servise binmenin avantajları ve dezavantajları;
Dezavantajlarını bilmem ama servis sayesinde birincisi İstanbul trafiği çekmiyorum ikincisi de kitap okuyorum. İşte size bir dezavantaj: işe gelince moralim bozuluyor, kitabımı bırakmak istemiyorum elimden. Gerçekten servisle gitmeyi bu kadar sevebilirim. Bir an önce zaman gelse de servise binip kitabımı okuyabilsem….

Bu sabah arkamdan “bik bik bik…cak cak cak…tak tak tak” bir ses ve bir türlü susmuyor. Kitabımı okuyamıyorum, rahatsız edici sesten dolayı yavaş yavaş sinirlenmeye başladı. Kitap okumayı bırak sürekli saçma sapan bir sesin beynimden geldiğini düşünmeye başladım. Arkama dönüp “ses sizden mi geliyor?” demem yeterli oldu. Moralimi yine de bozamadı;)

Tuesday, January 25, 2011

YENİ İLE BAŞLAMAK

Tüm dünyayı cebime sığdırmak istiyorum. Daha çok gezmek, yeni yerler keşfetmek bla bla bla... Bakalım 2011'de neler olacak...

BEMBEYAZ BİR YILA MERHABA

Dünyanın tüm güzelliklerinden daha çok tat aldığım yeni bir yıl geçirmek ve hayatıma renk katmak dileğiyle...

Wednesday, January 12, 2011

STRANGER THAN FICTION (2006)

Hayatın başka biri tarafından yönetiliyor olması yeteri kadar sinir bozucu bir de ölümünün planlandığını bilmek... Karen Eiffel, romanın yazarı ve Harold Crick ve onun kol saati baş kahramanlarımız.

Harold, Karen'ın romanda kendisi ile ilgili olarak yazdığı her şeyi birebir yaşamaktadır. Romanın gidişatı ile kendisi arasındaki bağlantıyı keşfeden Harold, hayatının sonunun romanın sonu ile aynı olmaması için bir şeyler yapması gerektiğini anlar. Bütün bu olanlardan habersiz olan Karen, büyük bir gayretle romanını sonlandırmaya çalışmaktadır.

Kıssadan hisse çok güzeldi. Çok başarılıydı. Hayatımın filmleri arasına yerini aldı. Çok beğendim..Eve gidip bugün bir daha izlesem:)


Ben aslında bu mükemmel filmi İtalya da izlemiştim. Sanki hiç izlememişim gibi tekrar izledim ve tekrar çok etkilendim.

Ayrıca belirtmeden edemeyeceğim Ana Pascal rolünü oynayan Maggie Gyllenhaal çok beğendiğim sayılı oyunculardan;


Harold Crick: Miss Pascal, what you're describing is anarchy. Are you an anarchist?
Ana Pascal: You mean, am I a member of...
Harold Crick: An anarchist group, yes.
Ana Pascal: Anarchists have a group?
Harold Crick: I believe so, sure.
Ana Pascal: They assemble?
Harold Crick: I don't know.
Ana Pascal: Wouldn't that completely defeat the purpose?

Tuesday, January 11, 2011

BUDUR...

Hepsini bu kadar beğenebilirim.... Kendileri Christine Centenera'miş. Harper Bazaar Australia editörü. Hayranlıkla izlemeye karar verdim kendilerini...